Son ayların, televizyon izleyicilerinin biraz da ufak bir internet manipülasyonuyla- favori programı Haneler. Daha doğrusu Haneler isimli skeçler toplamı programdan “Yabanhane” isimli skeç bölümü. Skeç genel olarak, kent hayatından tiksinmiş, yakışıklı, fazlasıyla maço, biraz kalın kafalı fakat okumuş yazmış bir adam olan Yaban ile, ona âşık olan zengin, soylu, züppe bir çevrenin kızı olan Pınar arasındaki bol bağırmalı çağırmalı, gerekirse tokat atmalı, üst yırtmalı, cam kırmalı bölümlerden oluşuyor. Neticede bir dönemin Türk filmlerinden “kült” olarak adlandırabileceğimiz bir filmin parodisini yaptığı için eğlenceli hattâ başarılı da bulunabilir. Zira oyuncuların “ses taklidi” eğlenceli gelebiliyor insanlara, birtakım kelime oyunları da cabası.
Ancak bu yazı yazılırken 19. belki de 20. bölümü yayınlanan programın, birdenbire popülerleşen “Yabanhane”si biraz televizyonlardaki skeç ve parodi programlarını hatırlayanlar için, sonu belli bir oyuna benziyor sanki.
Yazı karamsar başlamış gibi gelebilir, ama ne yazık ki Yaban Rüzgarı bir süre sonra televizyon izleyicisine tat vermeyecek gibi, daha da kötüsü, halkın belli bir kesimi “Yaban” izlememeyi entelektüel birikiminin bir yansıması ve “aah hiç izlemedim ben onu,” demeyi marifet sayabilecek konuma gelecekler. Çünkü benim de içinde bulunduğum bir nesli kocaman adamlar eden, televizyon karşısında ödevlerini yapmaktansa Levent Kırca’nın bel hizasında espriler yapan, tiplemelerini izlemeyi tercih eden nesil, bugün sağda solda çalışır, hattâ çoluğa çocuğa karışır oldu. Ama Olacak O Kadar hâlâ devam ediyor, garip ama gerçek. Hattâ Olacak O Kadar etkisi de devam ediyor. Bu hem televizyon açısından, hem de Levent Kırca açısından değişik sonuçları olan bir devam…
YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder